Translate

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Renklerin Uyumu








Göz zevki olmayanların renk uyumlarını öğrenmeleri çok zor. Beni bu kanıya bugün yakınımızdaki Sürmeli Otel'inden gelen bir bayan turist sürükledi. Bir yudum İngilizcemle yardımcı olayım derken ,  üstündeki renk cümbüşünden gözümü alamadım. Kırmızı bluz, mor pantalon, asker yeşili yağmurluk, taba ayakkabı, siyah çanta... anlayacağınız tam bir renk cümbüşü. Anladığımız kadarıyla kendi şirketinin toplantısı için İran'dan gelmiş. Kendi ülkelerinde çarşaf giymek zorunlu. Yönetimden memnun olmayanlar başka ülkere gitmek için uçağa bindiğinde çarşaflarını uçakta çıkartmaya başlıyorlar. Bu da katılacağı toplantı için bizden yardım istedi. İlk önce hangi renge göre kombinleyeceğimi bilemedim. Sonra pantalona göre biraz değişiklik yapmaya karar verdim, çünkü pantalonu değiştirirsek paça probemi olacaktı. Derken , dükkan komşumuz olan İlham Hanım yardımımıza yetişti. Arapça'yı iyi bildiği için söylemem gerekenleri İlham Hanım'a İlham Hanım'da ona tercüme etti. Giydiği mor pantalonun üzerine kemik bir bluz verdik. Taba ayakkabısının yerine siyah ayakkabı verdik. Dış giyim olarak da pantalonun üzerine çok güzel bir hırka uydurduk. Artık toplantıya hazırdı. Bize ve İlham Hanım'a teşekkür etti ve gitti. İlham Hanım'a, bu konudakı katkılarından dolayı biz de ayrıca teşekkür ederiz. İşte giyinmek, kombinlemek böyle birşey. İyi giyinmenin ilk şartı, seçtiğiniz renklerin üçü geçmemesi. Aslında bu iki olursa daha da iyi olur. Renkler sıcak ve soğuk olmak üzere ikiye ayrılır. Bir de ana renkler vardır siyah, beyaz. Renkler birbirleriyle tamamlandığında kullanılacak olan renk tonları çok önemlidir. Sözün kısası çok renkten kaçının, tabi rüküş olmak istemiyorsanız.

18 Mayıs 2012 Cuma

19 Mayıs





Yarın 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı. Ata'mızın  ne kadar ileri görüşlü olduğunu bir kez daha anlar gibiyim. İlk önce 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı sonrada 19 Mayıs Spor ve Gençlik Bayramı, ağaç yaş iken eğilir misali. İşte o çocuklar genç olduklarında kazandıkları vatan sevgisi ile, ülkesini daha aydınlık geleceklere taşıyacaklarını daha o zamandan hesaplamış. Şimdikiler ise bu bayramları nasıl kaldırırız derdindeler. Allahtan Danıştay staydumlarda kutlanmaması için verdikleri kararı durdurdu da, gençlerimiz her sene ve daima stadyumda kutlayacaklar. Anlaşılacağı üzere eski köye yeni adet. İleri sürdükleri sebeplere çocuklar bile güler. Atatürk'ün vatanını düşmanlardan koruma mücadelesini başlatmak için Samsun'a ayak bastığı  bu günde, neyi ve niçin kurcaladıklarını anlamakta zorlanıyorum. Bir çok ülkelerde bu bayramlar değil stadyumlarda, bütün caddeler ve sokaklarda kutlanır. Yok kızlar mayo giyiyormuş, yok kıyafetler kısaymış. Geçin bunları... bunlarla uğraşacaklarına ülkenin hayati problemlerini nasıl çözerizle uğraşsalar daha iyi olur. Yarın inşallah yağmur yağmazda tüm gençler bayramlarını doya doya kutlar.
Tüm gençlerin bayramlarını kutlarız...

17 Mayıs 2012 Perşembe

Şıklık









Geçen gece 40. Yılını kutlayan Yıldırım Mayruk'un defilesini izledim. Gerçekten kendi konusunda duayen olan modacımıza uzun yıllar diliyoruz. Çok şık abiyelerin sergilendiği bu defilede herşey kusursuzdu. O şık gece kıyafetlerinin yanında kullanılan şapkalar, küçük gece çantaları, ayakkabıları ve uygun takıları olağanüstüydü. Zaten herşey birbiriyle uyumlu olduğunda o kompozisyonu izlemek ayrı bir haz veriyor. Houte Couture (size özel ) giysilere herkesin ulaşması maddi anlamda kolay değil. Ancak seçtiğimiz kıyafetlerin bir nebze de olsa kaliteli olması önemli.  Bunun yanında kullanılan aksesuarların tam olarak yerini de bulması şart. İnternette, bilhassa kampanya sitelerinde dolaşan kalitesiz giyimleri ve ayakkabıları gördükçe miğdem bulanıyor. Onun içindir ki dün akşam seyretteğim defile göz zevkime hitap etti, içim açıldı adeta.
Görsellik sadece renkleriyle değil, kalitesiyle de önemli.
Ucuz mal alacak kadar zengin değiliz.
Kalite kendi seçiminizdir.


16 Mayıs 2012 Çarşamba

Şapka



Ulu önder Atatürk'ün liderliğinde vatanını düşmanlardan kurtarmış olan milletimiz 1923'te Cumhuriyetine kavuştu. Muhasır medeniyete ulaşmak için yapılan bir sürü devrimler...Şapka ve kıyafet devriminin Tekke ve zaviyeler kanunundan hemen sonra yapıldığını biliyormuydunuz? Daha harf devrimi yapılmadan medeni ve beynelmilel görünmek için yapılan bu devrimin, şimdiki reklamcılık anlayışı ile ne kadar örtüştüğünü görüyoruz. Yapılan her işin görselliğinin ön planda olması şart. Ayrıca o dönemin en şık ve modern lideri olması ile tanınan Mustafa Kemal Atatürk'e de yakışan buydu.

Şapka takmak kuşkusuz bir kültür işidir. Ancak, böyle bir alışkanlık insanı kışın soğuktan yazın da sıcaktan korur. Ayrıca şimdilerde sakıncalı olan güneş ışınlarından koruması da cabası. Bilhassa yazlık yerlerde, deniz kenarlarında kullanılan bu şapkalar şıklığımızı tamamlayan vazgeçemediğimiz aksesuarlarımızdandır.
Şapkasız çıkmam abi...




  

15 Mayıs 2012 Salı

En Şık Giyinen Kadın




Yaşayan en şık kadın ünvanını Daphne Guinness almış. Moda tutkunları, tüm ünlü modeller ve Hollywood'un yıldızları ilham kaynağı olarak onu görüyorlar. Kendi tasarımlarıyla da en zevkli giyinen kadın olarak anılıyormuş. Alexsander, Mcquen, Tom Ford gibi bir çok modacı da ondan esinleniyormuş. Bizim Eda Taşpınar bile zaman zaman ondan örnek alıyormuş. 1967 doğumlu bu güzel hanımın hayatında varsa yoksa moda. Moda tasarımcıları için eşi benzeri olmayan bir müşteri tarzı. Kendi isteklerine göre de onları yönlendiriyormuş. Çünkü kendi neyi daha iyi taşıyacağını herkesden daha iyi biliyor. Seçimlerini daha fazla  Retro'dan yana kullanıyor. Bana göre yaşayan en şık kadın sıfatını taşımak kolay değil. Asla yanlış yapmayacak, herzaman pür şık olması lazım.
Allah kolaylık versin ...





14 Mayıs 2012 Pazartesi

Anneler Günü Kahvaltısı




Bu seneki geleneksel Anneler Günü kahvaltımız her senekinden daha güzel ve daha huzurluydu. Belin ile Banu'nun ( canlarım ) ortaklaşa vardıkları karardı. Bir çok yerin rezervasyonları dolmuş, bazı yerler de 1 saat gibi limitli rezervasyonlar yapılıyormuş. Böyle anlamlı bir günde ailece gidilen kahvaltıya alel acele yemenin, 1 saat sonra da kapıya konulmanın mantığını anlayamıyorum. Yemek mi yiyoruz, dayak mı belli değil. Kalabalığın verdiği hengamede cabası. İyi ki  bu kahvaltıyı sitenin bahçesinde yapmaya karar verdiler. Kahvaltıda bir kuş sütü eksikti. Peynir çeşitleri,  menemen,  omlet, börekler  ve el yapımı reçeller.
Reçelleri arkadaşımız Gül göndermiş. Gerçekten tadına doyamadık. O küçücük haliyle on parmağında on marifet misali. Meğerse onuncu marifeti reçel yapmakmış :) . Çok sık görüşmesekde onu çok seviyoruz. Ayrıca Anneler Günü'nüde kutluyoruz. Yağmur yağmamakla bize jest yapan bu puslu havada geçen bol kahkahalı, bol yemekli bu sabah kahvaltısından herkesin çok keyif aldığına eminim.
Allah her seneye nasip etmesi dileğiyle ...


11 Mayıs 2012 Cuma

Kader


Evet Anneler Günü'ne iki gün kala. Herkes annesine ne yapacağını, ne alacağını bilir durumda. Yapılan satışların çoğuda bu yönde oluyor. Bugün 13, 14 yaşlarında bir erkek çocuğu içeri girdi. Ürkek bakışlarla bir hediye almak istediğini söyledi. Ben anneniz kaç beden diye sorunca bilmiyorum dedi. Bizde bir eşarp almasını önerdik. Böylece beden problemini çözmüş olduk. Paketi yapılırken hediyeyi bakıcısına aldığını, annesini geçen sene kaybettiğini söyledi. Bir an sessizlik oldu. Masum bakışları ''kader''
der gibiydi. Boğazımız düğümlenmişti, ödemeyi yaptı ve çıktı. İşte hayat böyle birşey. Bazısının çoşkuyla kutladığı olaylar, bazılarına kabus gibidir.
Bende bu Anneler Günü'nünde çok genç yaşlarda annelerini kaybeden çocukların, evlatlarını kaybeden şehit annelerinin  neler hissedebileceklerini düşünmek bile istemiyorum.  Buluğ yaşlarında bu çocuğun yaslandığı duvar yıkılmış , havada kalmış bedeni ,adeta yersiz, yurtsuz, sevgisiz, güvensiz oluşunu hisseder gibiyim.
Artı bulunduğu buluğ döneminin getirdiği değişimler de cabası.
Hepimiz sahip olduğumuz varlıkların kıymetini onları kaybedince daha fazla anlıyoruz.
Hiçbir çocuğun annesiz, hiçbir annenin  çocuksuz kalmaması dileğiyle...
 Herkesin Anneler Günü Kutlu Olsun...



9 Mayıs 2012 Çarşamba

Gönül Yarası




Ben Elif ...

Bugünkü bloğu sizle ben paylaşacağım. Bugün sevgilisinden ayrılıp bize gelen bir dostumuzun gönül ilişkileri ile uğraştık. Bu da bana zamanında yaşadığım bazı şeyleri hatırlattı.
24 yaşındayım. Bundan 8 sene önce öyle birine aşık oldum ki, onu gördüğüm an dedim ki "tamam bu adam senin ayaklarını yerden kesecek''. Öyle de oldu nitekim. Onu gördüğüm an sanki dünya duruyordu benim için. O benim için hayat, yaşam herşeydi. Onunla geçen zamanlar nasıl da su gibi akardı bilinmez. Böyle giden 4 senelik bir ilişki. Ben Lise'yi bitirdim, Üniverste'ye başladım, o hala hayatımda. Düşünün ki nasıl bir sevgidir bu. Ama bu kadar zaman içinde yapılan kavgalar, dökülen gözyaşları, edilen fedakarlıklar, bir okadar da vazgeçilmeyen sevgim.
Hani derler ya , sabır taşı birgün çatlar. O sabır taşı artık 4 senenin sonunda çatladı.  O yaşanılan anılar bitti. Ve ondan sonra hayatıma giren insanlara güvensizlik ve hep bir kuşku içinde yaklaştım. Bazen hayatıma sokmamam gereken insanları soktum. Ama hepsi bir tecrübe oldu. Neyse uzun lafın kısası insan sevdimi üzülüyor. Seni seveni seveceksin çünkü, o seni üzmeye kıyamaz.
Yıldız Hanım'ın bir lafı vardır. Ön tekerlekler nereye giderse arka tekerlekler de oraya gidermiş. Hayatındaki bir kerelik seçimin nasıl olursa, devamı hep aynı. Seçimler değişmiyor ve insan sonunda yine üzülüyor
Hayatta iyi seçimler yapmanız dileğiyle ...

8 Mayıs 2012 Salı

Sadık Dostlarımız



Hava'nın güzelliği etrafımızdaki dükkanların kapısını bacasını açtı. Soğuklarda içeride ısıtıcılar, sıcaklarda ise klimalar olduğundan kapıları kapatıyorlar. Bence şimdi en güzel havaları yaşıyoruz. Yalnız bu işin bir sakıncalı yanı var ki, sokak hayvanlarının dükkanlara dalmaları. Yaklaşık on sene evveldi, dükkanın önünde duran sevimli bir köpek... Kısa sürede kendini semt esnafına sevdirdi, mahallenin bekçisi oluverdi. Ona Dost dedik, bağrımıza bastık. Karlı günlerde beni bir gölge gibi takip eden, hoşlanmadığı tiplere havlayan dostumuz. Bir gün belediye tüm sokak hayvanlarını kısırlaştırmak adına hepsini topladı. Bizim Dost'u arabaya zor attılar. Hepimiz çok hüzünlenmiştik, bir daha gelmez diye. O üç günlük süre geçmek bilmedi. Bir Cuma sabahı belediye arabasını görünce çok sevindik. Dost'un arabadan inmesini, hepimizi ayrı ayrı kucaklar gibi üstümüze atlamasını hala unutamam O gün bu gündür bizim yanımızda. Şarküterimiz ve kasabımız onu bolca besliyorlar. Böylece de, hem kısırlaştığı hem de çok beslendiği için, şimdilerde şişko...Bir de bir "zillimiz" var. O da yavru iken geldi. Mama, süt muhabbeti derken, bir köpeğimiz varken bir de kedimiz oldu. Zilli destursuz...her dükkana giriyor, vitrin mitrin hak getire. Laftan anlamıyor. Tam bir "tın tın". Oysa Dost'un mağrur duruşu ve asla hiç bir dükkanın içine girmeyeceğini bilmesi ve ayrıca bütün söyleneni anlaması bakışlarından belli. Bizim cimcime ona da yetişiyor ve rahat bırakmıyor. Anlayacağınız biri mağrur diğeri yaramaz, hayatımıza renk katanlar. Ama bize olan sevgilerini görmeğe değer. İyi ki varlar...





7 Mayıs 2012 Pazartesi

Hıdırellez



Geçtiğimiz Cumartesi işyerine gelen  müşterilerimizden öğrendiğimiz Hıdırellez şenliğinin tekrar Ahır Kapı'da kutlanacağıydı. Geçen sene müsade edilmemiş ama bu sene Roman arkadaşlar izni koparmışlar. Bu sene bir de Maslak Park Orman'da kutlanmış. Ancak bu işin orjinali Ahır Kapı'dır elbette. Her inanışta kabul  görmüş olan bu günü Roman vatandaşların çoğunlukta olduğu yerlerde kutlama geleneği halka mal olmuş bir olgudur.
Yurdun heryerinde çoşkuyla kutlanan bugünde Hz.Hızır ile Hz.İlyas'ın buluşmalarında bütün dilekler gerçekleşirmiş. Seneler evvel Trakya'daki Kakava şenliğine Hıdırellez kutlamasına katılmıştım. Gerçekten çok ilginçti. Davet edilen bir çok sanatçıyı mı ararsınız, kocaman ateşin üstünden atlayanları mı, gül ağaçlarına tüm dileklerini yazanları mı, mangal yakıp kuzu eti yiyenleri mi, kapıların önüne süt koyup yoğurt olacağına inananları mı... O sinerjinin içinde olmak bütün bunların inandırıcılığını arttırıyordu. Havaların ısınması da kutlamaları çoşturuyor. Baharın habercisi olan bugünde   dilenen dileklerin kabul olması umuduyla ...




4 Mayıs 2012 Cuma

Obez


Butik anlayışı ile düzenlenen işyerimizin bir tarafı 36-40 küçük beden, diğer tarafı 42-50 büyük beden. İthal çantalarımız bir yanda, hakiki deri çanta ve ayakkabılar bir yanda. Küçük bedeni gelir büyük bedende daha güzelleri var der, büyük bedeni gelir imrenerek küçük giysilere bakar. Bazıları da en büyüklerine bile sığamaz sinirlenir ''ben 50 bedenim'' der  bizim kalıplara çamur atar. Oysa o 50 bedeni çoktan geçmiş tam bir obez olmuştur. Obez olmak görünümden çok insan sağlığına tehlike olduğunu bildikleri halde  zayıflamak için zapta rapta girmezler. Onların artık mutlak bir profesyonel yardım almaları gerekmektedir.
Fakat onlar itiraz ederler, bazıları da kendilerinin becerebilceklerine inanırlar. İşte kendi farkındalıkları az olan insanlar kilo artışını kontrol edemezler. İlk önce obezitenin bir hastalık olduğunu kabul edip, bu zor işe bilinçle başlamak  ve bir sistem içinde olup sabırla bu yolda yürümek lazım.
Bir taraftan 36 beden olup da sürekli kilo aldığından şikayet eden obsesif tipler, diğer taraftan aldığı onlarca kiloyu farketmeyenler. İşte yurdum insanlarımızdan seçmeler.
Sağlıkla kalın ..








3 Mayıs 2012 Perşembe

Anneler Günü




Nihayet bugün Anneler Günü vitrinimizi yaptık.  Konsepti ise, annelere alınacak hediyeler üzerine kurduk, güzel de oldu. Bu perakendeciliğin görselliği  ve olmazsa olmazlarından. Hatırlatmak için yapılan bu tür reklamlar dükkanlar yönündeki kısmı, bir de evlatların yönü var ki o daha zoru.
Annelerimizin değerleri alacağımız hediyelerle ölçülemez. Ancak tüm toplum tarafından kabul görmüş bugünü kutlamak geleneği abartmadan yaşatmamız lazım. Size geçen sene anneler gününde gördüğüm bir hediyeden bahsedeceğim. Hava güzeldi ve kızımın hiç atlamadığı anneler günü kahvaltı organizasyonuna gidiyorduk.
Bizim sokağın başında bir apartmanın önünde duran kocaman kamyonun içinde , çok şık paketlenmiş bir otomobil. Hepimiz yok artık ! diyerek şaşkınlık içindeydik. Tabi ki bir evladın annesine böylesi bir hediye alabilmesi çok güzel. Ancak tüm çevre sakinlerinin gözüne gözüne sokarcasına yapması görgüsüzlük. Annesine sadece  bir çiçek veya küçük bir  hediye, belkide yalnız bir öpücükle kutlayanların, ne hissedecekleri hiç önemli değilcesine kendi egosunu tatmin etmek için yapılmış olduğu çok aşikar. Elbette maddi durumu müsaitse han da alır, hamam da, araba da. Ancak bunu nasıl verdiği de önemli tabi.
Anne sevgisi tüm bu saydıklarımızın yanında devede kulak.



1 Mayıs 2012 Salı

1 Mayıs



Bugün işyerimde ben yaşlardaki arkadaşımla sohbet ederken konu çocukluğumuzdaki 1 Mayıs'lara sürüklendi. Bizim zamanımızda 1 Mayıs'lar bahar ve çiçek bayramı diye kutlanırdı. Hepimiz bahar'ı ve yaz'ı karşılamak coşkusu ile kırlara, bağ ve bahçelere gider, piknik yapardık. Özgürce tabiatla bütünleşip, çocuk aklımızla o günü doya doya yaşardık. Büyüdük ve öğrendik ki 1 Mayıs bahar bayramı değil, işçi bayramıymış. Yani uyutulmuşuz. 1886'da Amarika'da burjuvazi'nin önüne geçmek için işçilerin grev yapması ile başlayan ve günümüze kadar gelen bu günü Osmanlı ilk 1905'de kutlamış. Her ne kadar dünya konjektürüne uyarak kutlanmış ise de bizde bazı siyasi yasaklar bu günü kutlamayı engellemiş. Disk kurulduktan sonra 1976'da ilk defa Taksim'de işçisi, çifçisi, esnafı ile birlikte İşçi Bayramını kutlarlar. O günleri hatırladığım için o sinerjiyi görmek lazımdı. Fakat hiç unutamadıklarımdan biri 1977'de olan ve akrabalarımızın da katıldığı o meşhur 1 Mayıs ...Her taraf kan gölüne dönmüş, yüzlerce kişi yaralanmış ve 36 kişi hayatını kaybetmişti. Birlik, mücadele ve dayanışma gününün böylesi kötü bitmesi bizi derinden yaralamıştı. Daha çok yol katetmemiz lazımdı. Bir daha böyle 1 Mayıs olmaması dileği ile...